706

Çakıl taşları, sadece tablolara dönüşmekle kalmıyor, her biri kendi anısını, şarkısını ve hikayesini anlatıyor! Kendi dilinden ve kendi sesinden…

Siz hiç çakıl taşlarının şarkısını dinlediniz mi!

Sultan Sansarcı’nın, Çakıl Taşı Ressamı Turan Gökmenoğlu ile yaptığı söyleşi, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nin kurumsal dergisi Sergistanbul’un Haziran 2010 tarihli 37. sayısında yayınlandı…

Turan Gökmenoğlu taşlarla tanıştığı ilk günden beri, çakıl taşlarını kullanarak resim yapmayı düşlediğini belirterek, “ Bu konuda pek çok denemem oldu. Çeşitli tablolarım evimi, iş yerimi ve dostlarımın duvarlarını süslemeye başladı. Fakat hala asıl yapmak istediğimi başarabilmiş değildim. Bir gün tesadüfen, çakıl taşı resim sanatının dünyadaki tek temsilcisi olan, değerli hocam Fehim İbrahimhakkıoğlu ile karşılaştım. Bir yıl boyunca derslerine katıldım. Olağanüstü bir resim tekniği vardı. Onun sayesinde, çakıl taşlarının şarkılarını dinlemeyi ve onlarla konuşmayı öğrendim. Büyülü çakıl taşları, parmaklarımın ucunda tablolara dönüşmeye başladı. Hocamla birlikte aynı tuale taş dizdik, aynı heyecanı paylaştık” diyor.

Sultan Sansarcı

Turan Gökmenoğlu’nun taşlara olan ilgisi, çocukluk yıllarına dayanıyor. Çakıl taşlarından sanat eserleri meydana getirilebileceğini öğrendiği andan bu yana kum ve deniz kabukları kullanarak biblolar yapıyor ve bunları, Ayancık’ta bazı hediyelik eşya dükkanlarında satıyor. Taşlara duyduğu yoğun ilgi ise Hukuk Fakültesi’ni kazanıp İstanbul’a geldiğinde daha büyük boyutlara ulaşıyor ve değerli taşları tanımaya, işlemeye ve araştırmaya başlıyor. Bir gün tesadüfen, çakıl taşı resim sanatının dünyadaki tek temsilcisi olan, Fehim İbrahimhakkıoğlu ile karşılaşıyor ve kendi ifadesiyle, çakıl taşlarının şarkılarını dinlemeyi ve onlarla konuşmayı öğreniyor.

Hukuk Fakültesinden mezun olmanıza rağmen, avukatlık yapmadınız? Farklı meslek dallarına kanalize olarak yaşamınızı sürdürdünüz? Neden?

Sinop Ayancık’ta doğdum. Ortaokuldan sonra, Ayancık Matbaası’nda çalışarak eğitimimi sürdürmek zorunda kaldım. Çocukların geleceğini büyükleri şekillendirirmiş derler. Ben de değerli bir büyüğümü örnek alarak, Hukuk Fakültesi’ni seçtim. Okumak için de çalışmam gerekiyordu. Cağaloğlu’ndaki pek çok matbaada çalışarak eğitim hayatımı sürdürdüm. Zaman içinde, matbaacılık asıl mesleğim oldu ve hayatımın her alanında hukuk bilgimi kullandım. Hümanist yapım çekişmeyi sevmediği için, eğitimini aldığım hukuk dalında çalışmayı düşünmedim. Hayatımı kağıt ve mürekkep kokularıyla, kurşun harflerle kazandım.

Kelimeler ile aranız oldukça iyi. Pek çok kitap yazdınız, sayısız eserde imzanız var. İlk eserinizi kitapçı raflarında gördüğünüz zaman ki hislerinizi, öğrenmek istiyorum.

Öykü ve şiir denemelerim, ilkokul yıllarından başladı. Yazılarım gazete ve dergi sayfalarından taşıp, kitaplara dönüştü. Kitaplarımın tümü, kendi matbaamızda basıldığı için, heyecanım katlanarak büyürdü. İnsanın kendi eserini eline aldığında duydukları, bebeğine sarıldığında hissettikleri ile aynı. Kağıdından, boya kokusuna kadar, kendinden bir parça gibi. Kitap ve gazetelerim hakkındaki olumlu eleştiriler, tüm yorgunluğumu ve terimi silip süpürüveriyor. Geriye de öğüncü ve gururu kalıyor. Yayınladığım tüm kitap ve gazetelerde, doğduğum topraklara olan borcumu ödeme çabalarım gizli. Yazılarımın her satırından ve şiirlerimin her mısrasından, memleketimin büyülü kokuları yayılır.

Kuş Misali şiiriniz Erhan Güleryüz tarafından bestelenerek TRT İNT’de Aynadan Yansıyanlar programında, Erhan Güleryüz ve AYNA grubu tarafından seslendirildi. Gurur verici bir gelişme, bu size ne hissettiriyor. Diğer şiirlerinize yönelik bu tür talepler var mı?

İlk şarkı sözüm, Günaydın gazetesinin yarışmasını kazanarak, Zeynettin Maraş tarafından Hüseyni makamında bestelenmişti. Doğduğum şehirle ilgili ikinci şiirim de, Erhan Güleryüz tarafından bestelenip, TRT’de canlı olarak icra edilince, hayatımın en büyük gururunu yaşadım. O gün, rahatsız olduğum için, davet edildiğim programa katılamamıştım. Programa telefonla bağlanarak, duygularımı paylaştım. Şarkının bestesi de çok güzeldi. Erhan Güleryüz’ün yorumunda, doğduğum topraklara ‘’Kuş Misali’’ uçuşup gittim. Bu şarkının bana yaşattığı haz, kitap ve gazetelerden daha farklı. Çünkü içinde ruhu, duygusu ve heyecanı var. Şarkıyı her dinleyişimde, aynı heyecanı ve gururu yaşıyorum. ‘’Düşüyorum Kuş Misali Yollara…’’

Şarkı sözlerimden otuza yakınını kendim besteledim. Oğlum Uğur da, bazı şiirlerimi besteledi. Onun sesinden ve yüreğinden kopup gelen şarkıları, çok beğeniyorum. Pek çok bestecide şarkı sözlerim var. Çoğu bir gün, notaların büyüsü ile buluşmayı bekliyor.

Taşlara ilginiz ne zaman başladı? Taşların alternatif tıp çerçevesinde şifa olabileceğini ifade etmişsiniz. Çağımızın en popüler sorunlarından biri olarak varlığını sürdüren depresyon, stres için hangi taşları öneriyorsunuz?

Taşlara olan ilgim, çocukluk yıllarıma dayanır. Çakıl taşları, kum ve deniz kabukları kullanarak yaptığım biblolarım, Ayancık’ta bazı hediyelik eşya dükkanlarında satılırdı. Hukuk Fakültesi’ni kazanıp İstanbul’a geldiğimde, taşlara olan ilgim daha da arttı. Değerli taşları tanımaya, işlemeye ve araştırmaya başladım. İşyerimin duvarına astığım tablolara dokunduğumda, yorgunluğumu ve stresimi alırdı. Taşlara gizlenmiş büyülü sırla tanışmam böyle başladı. Özellikle kızıl derili mitolojisini inceledim. Toplumumuzla pek çok ortak yönleri vardı. Her burca izafe edilen kıymetli taşları inceledim. Matbaacılık mesleğimin yanında, taşlar da geçim kaynağına dönüştü. Tasarladığım takılar çok ilgi çekti ve beğenildi. Yaptığım bine yakın tesbih, özel koleksiyonlarda yerini aldı. Taşlarla ilgili pek çok televizyon programına katıldım.

Çağımızın hastalığı stres için en etkili taşlar, özellikle kuvars çeşitleri. Kristal, pembe kuvars ve demir mineralinden etkilenip mor renk alan ametist, bu konuda benim favorim. Kadıköy taşı olarak bilinen kalsedon, sarı renge dönüşen sitrin kuvarsı, akik, agat ve turkuvaz, en önemli stres giderici değerli taşlar. Ayrıca kehribarı da unutmamak gerekir. Herkesin en büyük arzusu, gerçek amber taşından yapılmış, kehribar bir tesbih sahibi olmaktır. Sitresi giderdiği gibi, tiroit bezinin düzenli çalışmasını sağladığı için, guatıra da iyi geliyor. Gemicileri koruduğuna inanılan akuamarin, Mısır’lıların kutsal taşı lapis lazuli, asalet taşı opal, zümrüt, yakut ve zenginlik taşı safir.

Çakıl taşlarının bir sanat eserine dönüşebildiğini ilk ne zaman fark ettiniz? Bu sanata ilginiz ne zaman başladı?

Taşlarla tanıştığım ilk günden beri, çakıl taşlarını kullanarak resim yapmayı düşledim. Bu konuda pek çok denemem oldu. Çeşitli tablolarım evimi, iş yerimi ve dostlarımın duvarlarını süslemeye başladı. Fakat hala asıl yapmak istediğimi başarabilmiş değildim. Resimlerimi nasıl bir malzeme üstüne yapacağım konusunda kararsızdım. Taşları kendi doğal renklerinde kullanıyordum ve bazı renkleri bulmakta ve işlemekte zorlanıyordum. Taşlara daha fazla zaman ayırabilmek düşüncesi ile emekliliğe karar verdim. Evimin bir odasını atölyeye dönüştürüp, yaptığım ürünleri web sitemde sergilemeye başladım.

Çakıl taşı ressamı Fehim İbrahimhakkıoğlu ile yolunuz nasıl kesişti? Bu süreçten söz eder misiniz?

Bir gün tesadüfen, çakıl taşı resim sanatının dünyadaki tek temsilcisi olan, değerli hocam Fehim İbrahimhakkıoğlu ile karşılaştım. Bir yıl boyunca derslerine katıldım. Olağanüstü bir resim tekniği vardı. Onun sayesinde, çakıl taşlarının şarkılarını dinlemeyi ve onlarla konuşmayı öğrendim. Büyülü çakıl taşları, parmaklarımın ucunda tablolara dönüşmeye başladı. Hocamla birlikte aynı tuale taş dizdik, aynı heyecanı paylaştık. Hocamın seçtiği iki resmim, 2009 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği, Feshane Şenlikleri’nde ve Kadıköy Vapur İskelesi Sergisi’nde yer aldı.

Özellikle, Hollanda’lı ressam Vincent Van Gogh ve Fransız ressam Edouard Leon Cortes’in tablolarını çakıl taşına uyarlamaya çalıştım. Şimdi sırada, doğduğum topraklarla ilgili çalışmalar var. Çakıl taşı ile yaptığım resimler belli bir sayıya ulaştığında, doğduğum topraklarda sergi açmayı düşünüyorum.

Çakıl taşlarından tablo yapabilmek için kullanılan malzemeler hangileri?

Çakıl taşı resim sanatında kullandığımız sadece üç malzeme var. , çakıl taşı ve tutkal. Biraz emek, biraz da sabır ve yüce gönül…

Bu sanatın aşamaları nelerdir?

Önce, yapmak istediğimiz resmi kara kalemle tual üzerine çizip, ardından guaj, akrilik veya yağlı boya ile boyuyoruz. Daha sonra, çakıl taşları kullanarak, resimleri yeniden yaratıyoruz. Bu çok hoş ve heyecanlı bir uğraşı. Zamanla çakıl taşlarının dilini öğreniyorsunuz. Ve anlıyorsunuz ki, resmi yapan siz değilsiniz aslında. Asıl usta, çakıl taşlarının kendisi. Size sadece, çakıl taşlarının dansına eşlik etmek düşüyor.

Kullandığınız çakıl taşlarının ebatları ve türlerini neye göre belirliyorsunuz?

Ayancık, Sinop, Babakale ve Geyikli’deki deniz, göl ve dere kenarlarından topladığım çakıl taşlarını, tek tek tual üzerine dizerek oluşturuyorum çakıl taşı resimlerimi. Özellikle mercimek-nohut büyüklüğündeki çakıl taşlarını seçiyorum. Çakıl taşlarını bazen olduğu gibi, bazen de kesip yontarak kullanıyorum.Yaklaşık iki ay süren bir çakıl taşı resim çalışmasında, yaklaşık on bin adet, gerçek renginde çakıl taşı kullanıyorum. 50×70 ebadındaki bir çakıl taşı tablo, yaklaşık 4.5 kg. ağırlığı buluyor. Çalışmalarımda zaman zaman kumlama ve mozaik tekniğini de kullanıyorum.

Boya kullanıyor musunuz?

Çakıl taşı ile yaptığımız resimlerde hiç bir boya ve başka renklendirici kullanmıyorum. Çakıl taşlarını, kendi doğal renkleriyle uyguluyorum.

Çakıl taşı ile resim yaparken, mutlaka dikkat edilmesi gereken püf noktaları var mı?

Çakıl taşı ile resim yaparken en çok dikkat edilmesi gereken, ışık ve gölgedir. Zaman zaman, dünyaya renkli gözle bakıp, siyah ve beyazın tonlarını uygulamak gerekiyor. Çakıl taşları ile oynarken, tüm sıkıntılarımdan arınıyorum. Zamanı ve mekanı unutup, sadece çakıl taşlarının büyülü dansına katılıyorum. Tek düşüncem, resmimi bir an önce tamamlayıp, duvarıma asmak oluyor. Karşısına geçip oturduğumda, taşların büyüsüne kapılıp gidiyorum ve yaklaşık iki ayı bulan yorgunluğumu unutuyorum.

Daha yolun başındayım. Çakıl taşlarıyla örülü bu yollarda yürürken, rastlaştığım büyülü çakıl taşlarına hayat vermeyi sürdüreceğim. Onların birbirinden renkli öykülerini ve şarkılarını dinleyerek.

Ve keşfettiğim çakıl taşlarının büyülü dünyasını sizlerle paylaşarak….